“ÖĞÜT ALIP DÜŞÜNEN BİR TOPLULUK İÇİN AYETLER VARDIR” PDF Yazdır e-Posta

Arama yaparak para kazanmak için tıklayın...

 

Merve Bulut tarafından yazıldı.   
Salı, 18 Ocak 2011 10:12 Bu Haber 1037 Defa Okunmuştur
AddThis Social Bookmark Button

“Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır.” (Nahl Suresi,13)

Tam bir teslimiyetle Allah’a teslim olmuş insan, çevresindeki her varlıkta Allah'ın yüceliğini ve eşsiz sanatını görür ve hepsini bir sebeple yaratan Allah'ı yücelterek O'na yakınlaşmaya yol arar. Yüce Allah’ın hoşnutluğunun en çoğunu kazanmak için en ince detayına kadar düşünür. Bu, yaratılmış her şeyi Allah'a yönelmek için bir yol olarak gören, iman sahiplerinin en önemli özelliklerindendir. Kur’an’da çevresindeki iman delillerini görebilen samimi insanların bu özellikleri şöyle bildirilir:

“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran Suresi, 191)

Samimi insanların, Allah'ın yarattıkları üzerinde derin düşünmesi, bunları Allah'a yakınlaşacak vesileler kılması anlamındadır. Kuran'da birçok ayette "düşünmez misiniz?", "düşünenler için deliller vardır" ifadeleriyle düşünmenin önemi vurgulanmaktadır. İnsanın karşılaştığı her şey, gördüğü her mucizevî ayrıntı, üzerinde düşünüp Yüce Rabbimize yönelmesi için birer vesiledir.

 

Ku’ran’da “Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cehd edin (çaba gösterin), umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Maide Suresi, 35) ayetinde de bildirildiği gibi inanan ve iman eden insan hayatı boyunca devamlı kendisini Allah'a yakınlaştıracak vesile arar. Çünkü samimi bir insan için hiçbir şey, Yüce Allah’ın rahmetini ve hoşnutluğunu kazanmaktan daha önemli değildir.

Yüce Allah eşsiz yaratma sanatını evrenin her noktasında kusursuzca sergilemiştir. Göklerde ve yeryüzünde var olan her güzellik, hayranlık uyandıran her ayrıntı, Allah'ın üstün kudretinin bir tecellisidir. Allah her şeyi oldukça detaylı yaratır. Dikkatlice bakılan bir çiçekte, bir kelebek kanadında hatta minicik bir termitte Allah’ın benzersiz yaratma sanatındaki incelikleri görmek mümkündür; insan da, O’nun kudretini gereği gibi takdir edebilmek için Rabb’imize karşı detaylı ve çok ince düşünmelidir. Bu büyük nimetleri ve yaratılış delillerini fark edebilenler ise Allah'a gönülden iman edenlerdir.

Çevresindeki deliller üzerinde derin düşünen bir insan, kendisinin ve her şeyin bir amaç doğrultusunda yaratıldığını ve Allah'ın sonsuz gücünü gereği gibi kavrayabilecektir. Allah’ı çok düşünmek, Allah’tan çok korkmak, ölüm gerçeğini ve sonsuz ahireti kavramak insanın çok tutarlı ve teveküllü ve olmasını sağlayacaktır.

İnsan yalnızca Allah’ın varlık delilleri üzerinde değil, “Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar.” (Rum Suresi, 8) ayetinde haber verildiği üzere kendi nefsi konusunda da derin düşünmelidir.

 

İnsan çok aciz yaratılmıştır ve ne kadar aciz olursa imtihanı da o kadar mükemmel olur,  Allah’a daha da yakınlaşır. Yüce Allah dileseydi, pis ve çamurlu topraktan çıkan muhteşem kokulara sahip çiçeklerin kokusunu insanların vücudunda yaratabilirdi. Ama insanların cennete özlem duymaları için onları bu şekilde aciz yaratmıştır; çünkü insan kendindeki aczi gördükçe, cennete olan isteği daha da artacaktır.

 

İnsanın nefes almasını, kalbinin atmasını sağlayan Hafız ve Yüce Allah, bunları bir an bile unutmuyorken, samimi inananların da O’nu anmayı unutmaması gerekmektedir. İnsan Allah’a ne kadar yakın olursa, gelen zorluklardan o kadar az etkilenir; kişi Allah’a uzaksa her musibet onu derinden etkiler.


Allah’a kavuşmayı dünyadayken arzulayan insan, gün içinde her yaptığını Allah’ın kontrolünde olduğunu bildiğinde şeytanın ve onun sözcüsü olan nefsinin telkinlerine kapalı olacaktır. Çünkü şeytanın, her durumda Allah’a yönelenler üzerinde zorlayıcı gücü yoktur, yalnızca çağırmaktadır. Samimi inanan insan düşmanının değil, Allah’ın çağrısına cevap verecek, O’na yakın olmaya çalışacak ve kurtuluşa ulaşacaktır:

“Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara Suresi,186)


Arama yaparak para kazanmak için tıklayın...

 

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
UBB Kodu:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img] 
 
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
:!::?::idea::arrow:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."


Güncel Haberler:

 

Her Şeyden Haberiniz Olsun !

...::: GENÇ TUZLA :::...

TUZLA'NIN HABER ÜSSÜ







Sponsor Reklam

Facebook Grubumuza Katılın

facebook-icon

reklam