Son Yorumlar
- çok güzel olmuşda biz tesettürlü bayanlarada yer ayrılsa daha güzel ol...
- rauf orbay cad. minübüs durakları sononda sol tarafda kalıyo
- Alayına Gider -
la ne zamandır yeniyoz bu gnde - iş iştiyorum 140 raporum var - iş iştiyorum 140 raporum var
- tebrik - tuzla seninle layık oldugu yere gelir imsallah
Ücretsiz Mail Adresi
Google Arama
| Tarihçe |
|
|
|
Arama yaparak para kazanmak için tıklayın...
| Halil ibrahim tarafından yazıldı. | ||||||
| Cuma, 26 Şubat 2010 13:24 Bu Haber 1027 Defa Okunmuştur | ||||||
|
Osmanlı öncesi de bir yerleşim birimi olan Tuzla, J.Pargorire (1872-1907), Dymotionlu Stophanes'in eserinde İzmit Körfezi ile ilgili kısımda Akritas Burnu ile bilindiğini aktarır. Burası bir Rum balıkçı köyü idi.
Tuzla'nın en eski tarihi Bakırtaş (Kalkolotik çağa) dönemine kadar gitmektedir. Tuzla İlkokulu'nun yapımı sırasında Bakırtaş (Kalkolotik çağa) dönemine ait çanak çömlek bulunmuştur. Şevket Aziz Kansu'nun 1965'de yaptığı kazılarda Tuzla İlokulu bahçesinde ve yakınındaki (kale kapısı) bostanda yaklaşık olarak 100 metreyi kapladığı anlaşılan düz bir yerleşme bulunmuştur. Ayrıca bu kazıda Bakırtaş dönemine (Kalkolotik çağ) ait çanak çömlek ve de kültür eşyası ele geçirilmiştir. 1958'de Nezih Fıratlı, 1965'de Şevket Aziz Kansu tarafından yapılan araştırmalarda tümü el yapımı ve perdahlı bu çanak çömleklerin yanı sıra ağırşaklar, midye kabukları -ki bu balıkçılığın yapıldığını gösterir- gibi buluntulara rastlanmıştır. Bu buluntular Tuzla'da, Pendik ve Fikirtepe'dekilerle çağdaş bir Bakırtaş (Kalkolotik çağ) dönemi yerleşmesinin varlığını ortaya çıkarmıştır. Tuzla'da çok sayıda Bizans devrinden kalma mimari unsurlara rastlanmıştır. 1972 yılında yapılan ilk tarihi kazıda Bizans Devri Kilisesi ortaya çıkarılmış, ikinci kazıda ise Ekrembey Adası'nda yapılmış olan Saint Andre Manastırı ortaya çıkarılmıştır. İncir Adası'nda Hagios Gikara Manastırı, Tuz Burnu'nun kuzeyinde yarımadada Hagios Geogios Manastırı bulunmaktadır. Tarihi eser olarak Tuzla'da yedi kilise ve Padişah I. Sultan Ahmet zamanında yapılan bir camii bulunmaktadır. Orhanlı Köyü'nün 600 yıl kadar önce kurulduğu tahmin edilmektedir. Aydınlı Mahallesi de tarihi bir mahalledir. Tuzla'nın Osmanlıya geçmesi Orhan Gazi (1281-1362) dönemine rastlar. Orhan Gazi'nin 1329'da Pelakonon'da (Darıca ile Eskihisar arasında) Bizans imparatorunu yenilgiye uğratmasıyla bölge Osmanlılara geçer. Erken dönem Osmanlı vakayinamelerinde bölgenin Osmanlı hakimiyetine geçişinde Abdurrahman Gazi'nin gösterdiği büyük yararlığa yer verilir.
Bursa’yı Osmanlı topraklarına katan Orhan Gazi, beyliğini genişletme politikası çerçevesinde Kandıra, Karamürsel ile İzmit körfezinin güney bölümünü ele geçirdi. Kartal yöresindeki Aydos ve Samandıra da alındıktan sonra Orhan Gazi, İznik’i ele geçirmeye çalıştı. Daha Osman Gazi’nin ölümünden önce kuşatma altına alınan İznik kalesi etrafındaki muhasara giderek daralıyordu. Türklerin Kocaeli yarımadasındaki kaleleri alarak İstanbul yakınlarına gelmeleri Bizanslıları telaşa düşürdü. Bizans İmparatoru III. Andronikos ülkesi için ciddi bir tehlike teşkil eden Osmanoğulları’nı durdurmak, kaleleri geri almak ve İznik’i kurtarmak amacıyla 1329 yılında kalabalık ordusuyla 2 gün yürüdükten sonra 3. gün sabahı düşmanla temasa geldi. Darıca ile Eskihisar arasında bulunan Pelakonon önlerinde Orhan Gazi’nin komuta ettiği Osmanlı ordusu ile giriştiği meydan muharebesinde yenilgiye uğradı. Bozulmuş olan Bizans askerleri hayatlarını kurtarmak için dörde ayrılarak bir kısmı Filokrini, bir kısmı Nikitiato (Çayırova mevkiinde), bir kısmı Dakibyza (Gebze) ve diğer kısmı da Riçio (Darıca) kalelerine sığınmak zorunda kaldılar. İmparator yaralı bir halde İstanbul’a getirildi. Bizans tarihçilerinden Gregoros bu hadiseyi şöyle anlatır; "Beraberinde kayık getiren Bizanslılar çıplak bir halde kayıklarına atlayarak kaçtılar. Kasabanın hisar kapılarına koşanlar, birbirlerini çiğneyerek öldürdüler. İtişe kakışa birbirlerinin omuzlarına çıkıyorlar, mazgal deliklerinden atlıyorlar, arkalarından kendilerini çekenlerle yerlere düşerek ölüyorlardı. Hatta bulundukları yerde korkusundan ödü kopup ölenler vardı". Orhan Gazi’nin bu kesin zaferi, İzmit körfezi sahillerinde bulunan Gebze, Darıca, Hereke, Tavşancıl, Eskihisar ve Maltepe kalelerini Osmanlı topraklarına kattı. İznik kalesi düştü ve kale muhafızları teslim oldular. 24 saat süren bu kısa savaş ile Bizanslılar’ın Osmanlıları Bitinya’dan kovma gayretleri de böylece akim kaldı. Ankara savaşını müteakib Timur orduları Bursa’ya kaçan Süleyman Çelebi’nin peşine düştüler. Timur kuvvetlerine Şehzade Cihangir’in oğlu Mirza Mehmed komuta ediyordu. Bursa’yı kahramanca savunan Süleyman Çelebi şehri terk edip buradan çıkmak zorunda kalmış, İzmit Beyi’nin yardımıyla kendini Darıca’ya atmıştı. Timur kuvvetlerinin İzmit’i de kuşatmaya başlaması üzerine Süleyman Çelebi daha emin gördüğü Anadoluhisarı’na çekilmiştir.
İzmit’in kuşatılması sırasında Bizans’a gönderilen elçi ile, Bizans’ın yıllık vergi vermesi, Süleyman Çelebi’ye gönderilen elçi ile de Süleyman Çelebi’nin Timur’un ayağına gelmesi ve vergi vermeyi kabul etmesi halinde İzmit’ten İstanbul’a kadar olan bölgenin istilasından vazgeçeceklerini bildirdiler. Vergi ödemeyi kabul eden Süleyman Çelebi, gönderdiği elçi ile babasının bağışlanmasını istedi. Timur elçiye iltifatlarda bulundu. Rumeli eyaletlerinde olmak kaydıyla hükümranlığını tanıyacağını bildirdi. Bir de berat verdi. Karşılıklı anlaşma sonucu İzmit ve dolayları kuşatılmaktan vazgeçildi. Süleyman Çelebi Timur’un beratına dayanarak Rumeli’ye geçerek sultanlığını ilan etti. Bu arada Şehzade Süleyman Çelebi, desteğini sağlamak maksadıyla Bizans imparatoru Teodor ile Gelibolu’da bir anlaşma imzaladı. Mayıs 1403 yılında imzalanan bu anlaşmaya göre, kendisine Silivri’ye kadar Rumeli’deki yerlerin bırakılması şartıyla İzmit körfezinde ki Pendik, Tuzla, Darıca, Gebze, Eskihisar, Tavşancıl, Hereke ve İzmit Bizans’a bırakıldı. Böylece Orhan Gazi’nin Osmanlı topraklarına kattığı bölge tekrar Bizans’a geçti. Yıldırım’ın diğer oğlu Çelebi Sultan Mehmet Anadolu’da birliği sağlayarak Osmanlı tahtına geçer. Dedesi Orhan Gazi’nin aldığı, Şehzade Süleyman’ın ise tekrar Bizans’a devrettiği Tuzla'nın da içinde bulunan bölgeyi ölümünden önce geri aldı. Bu bölgelerin alınmasında Çelebi Sultan Mehmed’in Bursa’da yaptığı Yeşil cami, medrese ve imaretinin etkisi olduğunu Neşrî, Solakzâde ve Tacu’t-Tevârih gibi Osmanlı vakâyinâmeleri yazmaktadır. Bu hayır müesseselerine vakıflar tayin etmek isteyen Çelebi Mehmed, kendi devlet adamları ile istişare eder. Bunlar Çelebi Mehmed’e, Timur hadisesi dolayısıyla Bizans’ın eline geçen İstanbul mıntıkasındaki bu yerlerin tekrar alınarak vakıf tayin olunmasını tavsiye ederler. Bunun üzerine, İzmit körfezindeki Hereke, Gebze, Darıca, Tuzla, Kartal, Pendik taraflarını komutanlarından Gazi Timurtaş oğlu Umur Bey’i göndererek 1420 yılında elde etmiştir. Çelebi Sultan Mehmed bu bölgede pek çok yeri, Bursa’da yaptırdığı cami ve imaretine vakfetmiştir. Bölgenin vakıf karakteri Osmanlının sonuna kadar aynen korunmuştur. Aşıkpaşazade tarihinde ve Solakzade tarihinde Tuzla'yı da kapsayan Gebze, Darıca, Kartal ve Pendik'i kasdederek buraların bazen Bizans'a bazen Osmanlıya döndüğünden söz eder. Bu ikili durum Fatih'e kadar devam eder. Bizans'ın ortadan kaldırılmasıyla bölge tamamen Osmanlıya tabi olur. Anı beyan eder kim Sultan Mehmed Burûsa’da imâret yapdı, ana birkaç pâre köyler istedi kim vakf ide, buldığı köyleri ne sûretle buldı.
Neşri Tarihi’nde; Rivâyetdir ki, andan Hünkâr devlet ve sa‘adet ile sâlim ve gânım, dârü'l-feth Burusa'ya inüb, buyurdı. Ahiret içün bir âli imaret ve bir âli cami‘ ki mislin kimesne görmemiş ola, bina edeler. Ve gurebâ, fukâra içün müsâfirhâne dahi yapalar ve dârülhayr bir medrese-i âliye dahi bünyâd edeler. Ve bir âli kubbe dahi kendi vücud-ı şeriîfi içün yapalar. Ve otuz hâfız her gün ol kubbede, hatm-i Kelâmullah edüb, sevâbın abâ ve ecdâdına ve sâir müslimîne hibe oluna. Az zaman içinde emir mucibince zikr olan binalar yapılub, tamam oldu. Câmi‘e hatib ve huffâz ve imam ve mü'ezzin ve medreseye müderris ve mu‘id ve imarete mütevelli ve câbî ve vekilharç ta‘yin edüb ve imarete bir nice kâfir köylerin vakf etmek istedi. Beylerden biri eyitdi: "Ey Sultan-ı âlem, bunda Müslüman vilayetinin içinde deniz kenarında bir nice kâfir köyleri vardır kim, [biz] İstanbul'unuz (İstanbulluyuz) deyü otururlar" dedi. Andan Sultan Mehmed anları teftiş edüb üzerlerine leşker gönderdi. Cümlesinden biri, Gebze'den öte Hereke'dir. Kâfir gördü kim, üzerine leşker gelür, hisarın bırakub İstanbul'a kaçdı. Biri dahi Eski Gebze'dir (Eskihisar), anın kâfirleri kaçmayub, hayli zaman ceng etdiler. Ahir anı yağmayla alub, evlerini Müslümanlara verdiler. Biri dahi Darucı (Darıca) derler. Ol ahidle ita‘at edüb verdi. Anı Sultan Mehmed, imaretine vakf etdi. Ve biri dahi Pendik'tir. Kafiri kaçup İstanbul'a gitdi. Ve Kartal hisarı dahi yine öyle etdi. Muhassal bu deniz kenarındaki hisarcıklar ki vardır. Sultan Mehmed b. Murad Han zamanına dek inkılabda idi. Zira Kostaniyye kuvvetiyle gâh Müslümana ve gâh kâfirlere dönerlerdi. Sonra Sultan Mehmed b. Murad Han İstanbul'u feth edicek inkılabdan kurtulub cebrî Müslümana ita‘at etdiler. Binâ-ı câmi’ ve medrese ve imaret-i şehr-i Burûsa ve feth-i ba’zı kıla’ ve ta‘yin şoden evkâf Üsküdar ve İznikmid kadılarına ve Der-sa‘âdetden mübâşir ta‘yîn olınan ... zîde kadruhûya hüküm ki:
Tuzla, Osmanlı sultanlarının av mahalleri arasında idi. Osmanlı sultanları Yakacık, Soğanlık, Tuzla, Samandıra ve Gebze civarında avlanıyorlardı. Buralardan izinsiz ağaç kesmek ve avlanmak yasaktı. Konu ile ilgili bir hükümde şöyle bahsedilmektedir; Üsküdar kadısına hükümki:
Kaynak : Tuzla Belediyesi Arama yaparak para kazanmak için tıklayın...
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."Yeni Haberler:
|
||||||
| Son Güncelleme: Cuma, 26 Şubat 2010 13:35 |
Her Şeyden Haberiniz Olsun !
TUZLA'NIN HABER ÜSSÜ
Sponsor Reklam
Köşe Yazarımız
|
“ÖĞÜT ALIP DÜŞÜNEN BİR TOPLULUK İÇİN AYETLER VARDIR” |
| Merve Bulut | |












